8 Eylül 2020 Salı

Birinci Evre: Bu evre hastanın analistiyle bir bağlaşma kurabilmesini ve sürdürebilmesini içerir. Tedavi öylesi bir ortamdır ki, en tutarlı ve olgun hasta bile yabancı bir insanla alışmadığı türde bir ilişkiye geçmenin anksiyetesini yaşar. Bu başlangıç döneminde, analistle hasta arasındaki yabancılığın giderilmesi gerekir. Bir başka deyişle, tedavi bağlaşması hastanın bir diğer insanla ilişki kurabilmesi ve sonra da onunla özdeşleşebilmesi anlamına gelir. Bunun sağlanabilmesi için hastanın, gerek dış dünya gerçeklerinin gerekse kendi kişiliğinin, kendisini bazen sınırlayabileceğini kabul edebilecek bir kapasiteye sahip olması gerekir. İkinci Evre: Bu evre hastanın analistine karşı transferans nevrozu geliştirebilmesini içerir. Bu dönemde, hastanın çocukluk anksiyetelerine gerileyerek bu duyguları yeniden yaşayabilmesi ve böylece yorumlamaya ortam hazırlanmasına katkıda bulunabilmesi gerekir. Transferans nevrozunun çözümlenmesi Oedipus çatışmalarından özgürleşmekle sonuçlanır. Hasta bu dönemde, bir yandan karşı cinsten olan ebeveynine ilişkin cinsel içerikli isteklerini olumlu bir duygusal ilişkiye dönüştürür, öte yandan aynı cinsten olan ebeveyniyle olumlu ve yapıcı bir özdeşleşmeyi gerçekleştirir. Bunun yanı sıra hasta, daha önce aynı cinsten ebeveyne yöneltilmiş olan saldırgan enerjilerini nötrleştirir ya da yüceltme mekanizması aracılığıyla başka yerlerde kullanmayı öğrenir. Üçüncü Evre: Bu evre hastanın ayrılığa hazırlanmasını ve duygularını yapıcı bir biçimde yönlendirmeyi öğrenmesini içerir. Bu konuda ona destek olan temel öğe, analistiyle olumlu bir biçimde özdeşleşebilmiş olmasıdır. Bu dönemde işlenilen en önemli konu, hastanın özerklik ve bağımsızlığıdır. Bu konu, daha önceki evrelerde de arada bir ele alınırsa da, bu dönemde ön plana geçer. Abartılmış savunmalarından arındıktan ve anksiyetesi azaldıktan sonra hastanın yeni davranış biçimleri geliştirmesi gerekir. Hasta bu konudaki çeşitli seçenekleri analistiyle tartışabilir. Ancak, amaç hastanın kendi davranışları üzerinde bilinçli bir denetim kurabilmesi olduğundan, analistin hastasını bu konuda kendisine bağımlı kılmaktan dikkatle kaçınması gerekir. Freud, kötü eğitilmiş bazı analistlerin, tedavinin son aşamasında hastalarının kararlarına karışarak psikanalizin saygınlığına gölge düşürdüklerinden yakınmıştır. Tedaviye son verme anı yaklaştıkça hastanın edilginliği ve bağımlığı yeniden canlanırsa da, bu eğilimler yeniden ele alınarak üzerinde tartışılır ve bu tür duygulardan artık vazgeçme zamanının geldiği konusunda görüş birliğine varılır. Hasta, zenginleşen ego gücü sayesinde, analistten kopmasının yarattığı yas duygularını bir süre sonra bilinçli denetimi altına almayı başarır. Tedavinin Sonuçları Psikanaliz tedavisinden alınan sonuçları değerlendirmek oldukça güçtür. Bunun başlıca nedenlerinden biri, psikanalizden geçtiğini söyleyen hastaların önemli bir bölümünün, analitik kuram ve teknikler hakkında pek az bilgisi olduğu halde kendisini analist olarak nitelendiren kişiler tarafından tedavi edilmiş olmalarıdır. Bir diğer grup ise, psikanalizde kısa bir süre bulunduktan sonra, ya kendi kararlarıyla ya da analistlerinin önerisi üzerine tedaviden ayrılan kişilerden oluşmaktadır. Psikanalistlerin dışındaki hekimler de dahil olmak üzere, çoğu kişinin psikanalizin ne olup olmadığı konusunda değişik oranlarda yanıltıcı bilgilere sahip olması, bu alandaki çalışmaların değerlendirilebilmesini daha da güçleştirmektedir. Psikanalistlerin üzerinde birleştikleri nokta, ne denli başarılı bir tedavi uygulanmış olursa olsun, psikanalizin hastanın nevrotik savunmalarının tümünü ortadan kaldıramadığı gerçeğidir. Ancak, psikanaliz tedavisinin sonuçlan klinik belirtilerin ortadan kalkmasıyla da sınırlanmaz. Bu belirtilerin yinelenmesi ve hastanın yeniden tedaviye başvurma gereğini duymaması güvencesini de sağlar. Üstelik hasta, kazandığı ego gücüyle, zorluklarla baş edebilen ve kendi mutluluğunun yanı sıra diğer insanların mutluluğuna da katkıda bulunabilen bir insan durumuna gelir

Leave a Reply

Subscribe to Posts | Subscribe to Comments

- Copyright © ANİME - Blogger Templates - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan -